R10.net 2007 SEO YARIŞMASI

R10.net 2007 SEO YARIŞMASI

21 Temmuz 2007 Cumartesi

13 Temmuz 2007 seo yarışması ödülleri güncellendi

Ödüller güncellendi.Yarışma ödülleri neler?

1. (Birinciye) >> Trp.Com.Tr`den 1000$ HaberOdasi.Com`dan 1000 + ringofon 1000$ nakit para ödülü

2. (İkinciye) >> SonDakikaci.Com`dan HP NX 7300 Laptop + Tumlab.com 500$ nakit para ödülü

3. ( Üçüncüye) >> AdayimTv.Com`dan PlayStation 3

Yarışma Ödülleri Neler?

Yarışma Ödülleri Neler?
1. (Birinciye) >> Trp.Com.Tr`den 1000$ HaberOdasi.Com`dan 1000 Tumlab.com 500$ nakit para ödülü
2. (İkinciye) >> SonDakikaci.Com`dan HP NX 7300 Lap top + ringofon 500$ nakit para ödülü
3. (Üçüncüye) >>AdayimTv.Com'dan PlayStation 3
İlk 3`e giren yarışmacılara HaberOdasi.Com`a ait 400 sitede , 32 Radyo kanalında , 16 TV Kanalında 1 ay boyunca reklam verme imkanı.
NeyinPesindesin.Com`dan 6 boyunca kullanabileceği özel üyelik.
R10.Net`den 1 aylık Text reklam verebilme imkanı.
Sitelerinde kullanabileceği 2007 SEO Şampiyonu ifadesi yer alan logo.
Yarışmaya Katılan tüm webmaster arkadaşlarımıza başarılar dileriz.

Yarışma Kuralları ?

Yarışma Kuralları ?
1- Yarışmaya mevcut sitenizle yada sayfanızla katılabilirsiniz, yeni sayfa veya site zorunluluğu yoktur. Yarışmaya katılacak siteniz ücretsiz alan adı uzantısına da sahip olabilir.
2- Yarışmaya katıldığınız sayfa veya site'de yarışma hakkında bilgilendirici yazı , yarışma banner'ı ve r10.net' e link olmak zorundadır !.
3- Yarışma 31 Aralık 2007 saat 23.59 da sona erecektir.
4- Yarışma sonunda arama sonucunda birinci sırada r10.net veya yarışma kurallarına uymayan site bulunursa şayet, yarışmayı bir altındaki site kazanmış olur.
5- Yarışmaya sponsor olan sitelere link verme zorunluluğu vardır.

Yarışma Nasıl Olacak ?

Yarışma Nasıl Olacak ?
Yarışma kelimemiz "www.r10.net küresel ısınmaya hayır seo yarışması"
Google+Search
kelimesinde Google.com arama sonucunda ilk 3 sıraya çıkmak için yarışılacak. Yarışmada hile , haksızlık vs olaylar yaşanması mümkün değildir, herkes
"www.r10.net küresel ısınmaya hayır seo yarışması" - Google'da Ara bu linkten ilk 3 sırada çıkan siteyi rahatça gözlemleyebilir.

SEO yarışması nedir?

SEO yarışması nedir?


Seo kelimesi "Search Engine Optimization" cümlesinin kısaltması olup, herhangi bir web sayfasını yada sitesini istenilen bir kelimede arama motorları sonuçlarında ilk sıralarda çıkartmak için yapılan işlemler bütünüdür. Bu yarışma sonucunda ilk sırada olan arkadaşımız 2007 yılının en iyi SEO'cusu seçilecek ve ödüllendirilecektir. Amaç hem eğlenmek hem de yarışma coşkusunu yaşatacak forum etkinliğidir.

Seo Nedir ? Search Engine Optimization Nedir?

Neden SEO'ya gerek duyulur?
SEO, bir çeşit sitenizin trafiğini arttırma yoludur. Arama Motorlarında sitenizi sabitleyebilirsiniz bu şekilde. Ama hiçbir zaman #1 ya da üst seviyelerde çıkma garantisi olmayan bir sistemdir. Üstelik sadece bazı arama motorları destek vermektedir. Örneğin Google, MSN ve Yahoo gibi.
Peki siteniz için neler yapabilirsiniz ki, web site trafiğinizi arttırabilesiniz? Aşağıdaki konularda bundan biraz söz ettik.

Bir Arama Motoru Nasıl Çalışır?
Öncelikle sitenizin varlığını bilmesi gerekir. Buna 'Crawl etmek' diyebiliriz. Web siteniz Crawl edildikten sonra botlar tarafından sürekli ziyaret edilir. İndexlenme aşaması ise sitenin arama motoruna eklendiği kısımdır. Bu kısım Crawl işleminden 1-2 gün sonra gerçekleşebileceği gibi tüm sitenin arama motoruna kaydı 80 gün kadar sürebilir (Yaklaşık 1000 sayfa için).indexleme aşamasından sonra sitenin Query yani sorgu kısmında görüntülenmesi durumu belirlenir. Bir site sonunculuktan en üst seviyeye çıkabileceği gibi, Spam olduğu tespit edilirse tamamen silinebilir (eklenmemek üzere)

SEO'u etkileyen faktörler:
Aşağıda en iyi şekilde arama motoru optimizasyonu yapılabilecek yöntemler sıralanmıştır.

Hızlı bir hosting: Web Hosting şirketinizin size hızlı bir bağlantı sunması birinci kuraldır. Öyle ki bazı durumlarda yavaşlıktan dolayı botlar sayfayı 404 kodu ile görmektedir (bulunamadı). İyi bir Web Hosting birinci kural.

XML Sitemap ve RSS Feed: Sitemap, site haritasıdır. Bu bir XML dosyasıdır. Sayfaların konumlarını, son güncelleme tarihlerini, önem derecesini vb. bilgileri içermektedir. Kendi site haritanızı yaratmak için çeşitli programlar vardır. Sitemap Generator Download ederek bu işlemi daha hızlı yapabilirsiniz. Daha sonra hazırladığınız Sitemapı Google gibi arama motorlarına gönderebilirsiniz.

Doğru Seçilmiş Keywords: Keywords, internet sitenizin arandığında bulunmasını istediğiniz kelimelerdir. Bunlar META taglarında keywords olarak görülürler. Burada iki terimden söz edilebilir. Biri Keywords Öncelik Derecesi, diğeri ise Keywords zorluk derecesidir. Zorluk derecesi aranma sıklığı yani popülerlik demektir. Google API key sahibi olarak bu bilgileri alabilirsiniz.

Keywords Research: Keywords Tag içine kapsamlı konular yazmanız (daha çok aranan) sizin yararınızadır. Birçok Keyword üretme uygulaması bulunmaktadır. Bunlardan biri için buraya tıklayın.

Aranılan Terimin Adres içinde Geçmesi: Bu adres linkinde aranılan kelimenin olmasıdır. Örneğin 'www.r10.net küresel ısınmaya hayır seo yarışması" arattırırsak http://www.r10net-seo-yarismasi.com gibi ya da http://www.r10net-seo-yarismasi.com/seo-yarismasi/ şeklinde siteler her zaman daha üstte tutulacaktır.

Title'de Aranılan Kelime: TITLE yani HTML belgesinin başlığında aranılan kelimenin bulunması size artı puan kazandıracaktır.

Description'da Aranılan Kelime: Description kısmı, arama motorları tarafından bazen kaynak yerine görüntülenir. Yani belge içeriği değil Description (Açıklama) kısmı gösterilir kullanıcıya. Bu durumda bu bölümü boş bırakmamak gerekli.

Dış Linklerin Azlığı: Dışarıya verdiğiniz linkler sitenizin PageRank değerinde etkilidir. Düşük kalite olarak belirlenirse siteniz daha aşağılarda görünecektir.

HTML Validation: Kurallara uygun hazırlanmış bir HTML dosyası her zaman için daha iyi okunur tarayıcılar tarafından, aşırıya kaçılmış scriptler, gereksiz taglarla ve 150 kb dan büyük html belgeleri ile şansınız düşer. Kendi web sitenizi test etmek için W3 HTML Validation Tool kullanabilirsiniz.

Profesyonel Tasarım: HTML dili kullanılarak yazılmış belgeler, linklerin resim dosyası olarak verildiği sayfalar, grafiğin daha fazla yer tuttuğu siteler bir adım öndedir. Bunun nedeni TEXT-LINK lerin IMAGE-LINK lere oranla spam oranı daha fazla olmasıdır.

SEO Çalışmaları

SEO özel şirketler, kampanyaları ve reklam tanıtımları için önemli bir konudur. Günümüzde birçok alanda kendini göstermiştir. Ayrıca birçok web uygulamasında, forumlarda; PHPBB-SEO, Vbulletin SEO gibi bir çok MOD yazılmıştır.
UYARI: Hiçbir zaman spam (aynı kelimelerin defalarca tekrarı) bir SEO tekniği olarak kullanılamaz. Siteniz belki en üst sırada görüntülenir ama Spam Report edilirse tamamen silinir bir daha girmemek üzere listeye.

Kaynak Siteler: Google SEO, SEOmoz.org Makale - Beginner's Guide

Metataglar Ve Anlamları

Genel olarak kullanılan metataglar ve anlamları aşağıdaki gibidir;

: Bu metatag sayfanın dilini söylemektedir.content="tr" bölümü sitenin dilinin Türkçe olduğunu söylemektedir.

www.r10.net küresel ısınmaya hayır seo yarışması : Bu metatag sayfanın başlığını belirtmektedir. arasına yazmış olduğumuz metin sayfanın başlığını bildirir.

: Bu meta sayfanın içeriğinin doküman yapısında olduğunu belirtir.

: İçeriğin hangi kesimlere hitap ettiğini belirtir. Global evrensel dünya çapındaki her yaş grubu anlamındadır.

: Bu metatagda robotlara bulduğun linki takip et ve orayı indexle komutunu vermektedir. Robotların doğasında linkleri takip edip indexlediği için bu metanın kullanılması zorunlu değildir.

: Bu metatag robotların siteyi ziyaret ettikten sonra bir daha ne zaman ziyaret gelmelerini belirtirsiniz.content="1 DAYS" bölümünde yer alan 1, robotlara siteyi indexledikten 1 gün sonra siteyi tekrar ziyaret etmesini söyler.

: Bu meta ise sayfada kullandığınız karakter dilini söylemektedir.Bunu sayfa dili olarak ta algılamamıza rağmen, 2side farklıdır.

: Burası ise sitenizi tanıtabileceğiniz kısım. Bu bölümün title, keyword ve sayfa ile uyumlu olması gerekir.

: Bu metatagda sitenizin yada sayfanızdaki anahtar sözcüklere yer vermeniz içindir. Arama motorlarında hangi kelimelerde üst sıralara çıkmak istiyorsanız, bu bölüm dahil title ve description bölümüne o kelimeyi yazmalısınız.

Negatif Seo

Merhaba arkadaşlar;

Bugünde sizlere nasıl rank kaybedersiniz, Google böcüğünü sitenizden nasıl kaçırırsınız onlara değineceğim.

1. Sitenizi host ettiğiniz sunucu uzun vadeli veya kısa fakat sürekli kesintiler yaşıyorsa bu Google serp (Arama sonuçlarında sitenizin Google sıralamasındaki pozisyonu) sonuçlarında arkaya atılmanıza neden olacaktır. Bazı kaynaklar bir web sitesinin 48 saatten fazla kapalı kalması durumunda, sitenin indekslenmesinin hızla iptal edildiğini belirtmekte.

2. Sitenizi kopya içeriklerle oluşturmanız, yani kopyala/yapıştır yaparak bir yerlere geleceğinizi düşünüyorsanız yanılıyorsunuz. Arama botları sitenizi indeksledikten sonra içeriğinizin kopya olduğunu rahatça anlamakta.

3. Dışa verdiğiniz linkler spam siteleri veya kalitesiz siteleri oluşturuyorsa yine bir - aldınız demektir.

4. Başka sitelerden kopyaladığınız metataglar ile yine kendinize zarar verirsiniz. Özellikle title ve description bölümünde yaptığınız kopyalamalar ve diğer sayfalarınızda aynı metinleri kullanmanız size Google serp sonuçlarında bir hayli zarar verecektir.

5. 1inci maddede belirttiğime ek olarak sunucunuz çok yavaş ise sitenizin sadece indekslenme süreci uzayacaktır. Bunun rankınıza pek negatif etkisi olacağından söz edemeyiz.

6. Az kalsın en önemli noktayı atlıyorduk Sitenizde spam yapmanız, gizli keyword döşemeniz, anlaşılmayacak küçüklükte (font size) metinler döşemeniz, farklı farklı kelime odaklı sayfalar oluşturup bunlardan ana sayfanıza link vermeniz sizi hazin bir sona götürecektir.
Kaynak : Uğur Eskici

Arama Motoru Ajanları (Search Engine Spiders)

Özet:
Internet günden güne büyüyor, milyonlarca dosya ve resim barındırıyor. Bununla birlikte insanlar bilgilere ulaşabilmek için çevrimiçi servislere bel bağlıyorlar. Tabi ki bu bilgilere en sağlıklı ulaşabilecekleri servisleri tercih ediyorlar. Bu nedenle “Arama Motorları” büyük önem kazanıyor. Arama motorları dediğimizde ilk akla gelen internet tarayıcımızda gördüğümüz sayfa olsa da, aslında işin arka tarafında birçok servis çalışmakta. Bu servisler kullanıcıların ulaşacağı verilerin sağlıklı, taze ve mantıklı olmasını sağlıyor. Arama Motoru Ajanları (Search Engine Agents) da bu servislerin bel kemiğini oluşturuyor. Temel olarak aranacak olan bilgileri tarayıp, düzgün ve belirli bir mantık çerçevesinde kaydediyorlar. Bu yazıda Arama Motoru Ajanlarının çıkış nedenleri ve mimarisi hakkında bilgiler bulunmaktadır.

Giriş
Bizim arama motorlarında arama yapmamızdan önce o dosya ve belgelerin bir şekilde bulunup kaydedilmesi gerekiyor. Bunlar için Ajanlar veya örümcekler isminde özel yazılımlar geliştiriliyor. Bu yazılımlar internet adreslerini ve içeriklerini kaydediyorlar. Bu kayıtların yapıldığı sayfalardaki linkleri takip ederek sayfadan sayfaya geçiyorlar. Böylelikle milyonlarca siteye ulaşabiliyorlar. Bu programlar otomatik olarak her bulduğu linkleri gezmektedirler. (Çapraz link değişimleri bu sebeple yapılmaktadır.)

Bu ajanların bulduğu web adreslerinin içeriğini kaydeden başka ajanlarda mevcut. Bu ajanlarda kaydettikleri verileri belirli mantıkta sıkıştırıp saklamaktadır.

Bu ajanların dışında siteler için öncelik sırası belirlemek amacıyla çeşitli ajanlar çalışmaktadır. Bunlar o siteye ne kadar link verildiği, bu linklerin karşılığının olup olmadığını karşılaştırarak o site için bir önem puanı vermektedir. Bu sayede önemli görülen siteler aramalarda üst sıralarda yer alabilmektedir.

Ajanlar Nasıl Çalışır?

Ajanlar arama motorlarının birer parçası olarak arka planda çalışmaktadır. Performans ve güvenilirlik en önemli noktalar. Ajanların çalışma performansı internet bağlantısının hızına ve bağlandığı sitenin hızına göre değişmektedir. Temel olarak ajanlar aşağıdaki adımları takip etmektedir:

Sayfayı tamamen kaydet.
Kaydedilen sayfayı parçalara ayırarak içerisindeki tüm linkleri al.
Alınan tüm linkler için işlemi tekrar et.
Ajan herhangi bir internet veya Intranet adresinden başlayarak sayfaları kaydeder. Her kaydettiği sayfada yeni adresler ile karşılaştığı için sürekli olarak kayıt işlemine devam edecektir.

Problemler

İnternetin büyüme hızı ve web sayfalarının sayının artması altında örümceklerimiz ezildi.Büyük çapta hizmet gösteren ajanlar yüksek sayıda web adresi (URL) olması sebebiyle çeşitli problemlerle karşılaşmaya başladılar. Hazır olan tüm sitelerini gezip, taramak ve bunları hafızaya almak çok zor olmaya başladı. Diğer bir yandan bu toplanan verileri diskte yazmakta performans açısından çok da verimli olmamaya başladı. Milyarlarca web sitesini kaydedebilmek için terabytelarca iyi yönetilen disk alanı gerekiyor.

Evre Takası

Sağladıkları avantajlar ile birlikte ajanlarımızın yol açtığı sorunlarda meydana gelmeye başladı. Aynı anda birçok sayfası kaydedilen bir sunucuda fazladan bir yük binmeye ve yavaşlamalara yol açmaya başladı. Bu nedenle daha kibar ajanların hazırlanması gerekti, aynı anda sunucudan fazla veri çekmemeleri için.

Ajanların aynı sunucu üzerinden aynı anda veri çekmesini düzenlemek amacıyla “Evre Takası (Phase Swapping)” metodunu kullanıyoruz.Takas etmek problemin tek çözümü olmasa da başarılı çözümlerden bir tanesi.

Aşağıdaki şekildeki gibi aynı sunuculardaki verileri parçalara ayırıyoruz. Daha sonra aynı satırda olan adreslerden sadece bir tanesine gidip, diğer satıra gidiyoruz. Zamanımız arttığı için sütun sayımızı da artıyoruz. Bunun neticesinde aşağıda ki şekilde görülen çapraz şekilde giden bir yapı oluşuyor. Bu yapıyla birlikte aynı anda aynı sunucu üzerinden veri çekmemiş oluyoruz.

Site Adresi Sıkıştırma (URL Compression)

Ajanlarımız tüm adresleri kaydetmek durumundalar. Bunun için bu adresleri saklarken bir sıkıştırma algoritması kullanmamız gerekiyor, bu algoritma hem hızlı saklanabilmeli, aranabilmeli aynı zaman hızlı geri dönüşüm sağlayabilmeli.

Kullanacağımız algoritma sunucuların birbirleriyle bağlanma ilkelerine benziyor. Algoritmamız da site adresleri kök (root) ve kuyruk (tail) olmak üzere ikiye ayrılıyor. Bir kök dizinin altında ağaç yapısı şeklinde kuyruklar sıralanıyorlar, bu kuyruklar sıralanırken çeşitli köklere bağlanabiliyorlar. Aynı site için birden fazla adres olabileceği içinde yansılar ayrıca belirtiliyor, böylece farklı adreste yayın yapan iki farklı site 2 kez kaydedilmemişte oluyor.


Anahtar Kelimeler

Örümcek (Spider), İndeksleyici (Indexer), Depolama (Repository), Doküman İndeksleyici (Document indexer), Robot, www.r10.net, seo, yarışması, küresel, ısınmaya, hayır

Kaynaklar

* High Performance Large Scale Web Spider Architecture, Kasom Koht-arsa ve Surasak Sanguanpong
* A Bandwidth Friendly Search Engine, Clare Bradford ve Ian.W.Marshall
* Exploiting a Search Engine to Develop More Flexible Web Agents, Shou-de Lin ve Craig A. Knoblock
* How search engine work and a web crawler application, Monica Peshave

Bu makale alıntıdır.Hasan Yaşar’a çok teşekkür ederiz.Orijinal makaleyi aşağıdaki linkten edinebilirsiniz:
Arama Motoru Ajanları (Search Engine Spiders)
hasanyasar.com/2006/06/arama-motoru-ajanlari-search-engine.html
Bu metin ile teknik fakat seo konusunda işinize yarayacak çok önemli bilgiler öğrendik. Motor konusunda bilginiz ne kadar çok olursa yolda kalmaktan korkmazsınız :).

Cloaking Nedir ?

Cloaking, kısaca sayfaların arama motorlarına ve gerçek (insani) ziyaretçiye farklı sayfaların gösterilmesi anlamına gelir.

IP adresinizden veya kullandığınız Browserın verdiği "User Agents" bilgisi ile sayfaya gelen ziyaretçinin gerçek mi yoksa arama motoru (Örümcek / Crawler / Spider) olduğu anlaşılmaya çalışılır. Eğer gelen ziyaretçi arama motoru (Örümcek / Crawler / Spider) ise arama motoruna belli anahtar kelimeleri (Keyword) içeren, arama motorları için optimize edilmiş sayfalar gösterilir. Gelen ziyaretçi gerçek (insani) ise sayfanın arama motoru için optimize edilmemiş, ziyaretçiyi gerçekten ilgilendirebilecek ve bilgi içeren normal sayfalar gösterilir.

Cloaking birçok arama motorlarının kullanım şartlarına aykırıdır ve tespit edildiğinde ilgili sayfa/site'nin Arama Motoru İndeksinden (Veritabanından) çıkarılmasına sebep olur.

Daha önceden bahsettiğimiz gibi spam size sadece anlık fayda sağlar, fakat uzun vadede faydasından çok zararını görürsünüz.Gerek bu sebeple gerekse ziyaretçilerinizin sitenize geri dönmeleri için spam yapılmaması gereklidir. Elbet bir nusubet, bin nasihatten yeğdir fakat deneme amaçlıda olsa yapmayın zamanınızı boşa harcamayın.

Arama Motorları Cloaking yapıp yapmadığınızı nereden bulur diye soracak olursanız bunun nedeni Arama Motorları çalışanlarının sitenizi kontrol etmiş / ediyor olması olabilir. Bunun ziyaretçi istatistiğimizi tuttuğumu veritabanında yaptığımız bir araştırma sonunda Arama Motorlarına ait Robot (Örümcek / Crawler / Spider) ların User Agenti normal bir ziyaretçinin bilgisiyle siteyi ziyaret ettiğini gördük. Bu da kullandıkları başka bir yöntem olsa gerek. Yani yakalanma riskinizde azımsanmayacak kadar fazladır ve sonunda kaybeden yine öyle yada böyle siz olacaksınız. Bunun yanında spam sebebi ile sponsorların reklam gösterimi ve tıklama başına verdikleri payda azalmaktadır. Bunu sanırım kimse istemez :)

Lütfen artık spam yapmayın!

Webmaster Soruları

Webmaster Soruları
1. Güncellenmiş ve/veya tarihi geçmiş bağlantıları ve sayfaları Google'a eklemem gerekiyor mu?

Google indeksini belirli aralıklarla günceller, bu yüzden güncellenmiş veya tarihi geçmiş bağlantı önerileri gereksizdir.

2. Nasıl çoklu sayfalar eklerim?

Adreslerinizi girmek için lütfen Adres Ekle sayfamızı ziyaret edin. Bir host'tan sadece üst-seviye sayfa gereklidir; her sayfayı ayrı ayrı eklemenize gerek yoktur. Tarayıcımız Google bot, gerisini kendi kendine bulabilir.

3. Google neden sayfalarımın hiçbirini indekslemiyor?

Henüz indekslenmemiş sayfalar büyük ihtimalle başka web sayfalarından bağlantı almıyordur -- bir sayfaya farklı siteler bağlantı vermezse, o sayfanın PageRank'ını (sayfanın önemine verilen ölçüm değeri) doğru ölçemeyiz. Farklı bağlantılar bir sayfayı gösterdiğinde, o sayfayı alırız. Google her bağlantının diğer web sayfalarına nasıl bağlandığını, nasıl açıldığını ve arama sonuçlarında nasıl değerlendirildiğini analiz eder.

4. Google'ın eklenen bir adresi indeksine alması ne kadar sürer?

Öneriler ve taramanın zamanlamasına bağlı olarak, bütün işlem süresi bir hafta ile dört hafta arasında sürebilir.

5. Sayfa başlığı neden bazen sonuçlarda görünmüyor?

Çoğu arama motorundan farklı olarak, Google'ın web tarayıcısı Google bot hala taramadığı bir sayfadan bile sonuç getirebilir. Bilinen fakat henüz taranmamış olan sayfalar sonuç olarak belirtilebilir, fakat henüz onlara bakmadığımız için, başlıkları yerine adresleri görüntülenir.

6. Google'ın sitemden önbelleğine materyal almasını nasıl engellerim?
Bu sorunun cevabı en iyi şekilde "İçerik Silme" sayfamızda açıklanmıştır.

7. Google'ın sitemin tamamını veya bir kısmını taramasını nasıl engellerim?

http://www.robotstxt.org/wc/norobots.html adresinde robot çalışmaları için bir standart bulunmaktadır. Sunucunuza robots.txt adında bir dosya koyarak hem Google'ın web tarayıcısını hem de diğerlerini durdurabilirsiniz. Google'ın web tarayıcısının user-agent'ı "Googlebot"tur.

Sayım robotlarının bir web sayfasını veya o sayfanın devamı özelliğindeki diğer linkleri indekslememesi için kullanılan bir standart daha var ki bu her sayfayı ayrı ayrı işleme aldığından bazı durumlarda daha faydalı olabiliyor. Bu standarda göre sayfanın html koduna bir "META " öğesi ilave ediliyor, bunun açıklamasını (İngilizce) http://www.robotstxt.org/wc/exclusion.html#meta. da bulabilirsiniz. Ayrıca bu ekler hakkında detaylı açıklamaları HTML Standardlarında okuyabilirsiniz. Unutmayın, robot.txt dosyasında yapacağınız değişiklik veya sayfanıza ilave edeceğiniz "META" öğesi bu değişikliğin hemen Google tarafından görüleceği anlamına gelmez. Google'ın sayfanızı daha çok indekslemesi için yaptığınız bu değişikliklerin Google'ın yapacağı ilk web indeksinde okunması bir müddet alacaktır.

Teknoloji Soruları

Teknoloji Soruları
1. Googlebot neden sunucumda bulunmayan robots.txt dosyasını arıyor?

Robots.txt Google bot'un web serverınızdaki bilgilerin bir kısmını yada tamamını indirmemesini söyleyen bir standart dokümandır.

2. Googlebot neden sunucumdan yanlış bağlantıları indirmeye çalışıyor?

Ağda var olan bazı linkler zamanla güncelliklerini yitirirler veya kurulumları bozulur. Eğer birisi sizin sitenize vereceği linki yanlış tuşlarsa veya sizin kendi ağ sunucunuzda yaptığınız değişiklikleri verdiği linke yansıtmazsa, Googlebot bu hatalı linki indirmeye çalışacaktır. Bu da sizin ağ sunucusu dahi olmayan bir başka makineye ziyaretçi almanızın nedeni olabilir.

3. Googlebot neden "gizli" web sunucumuzdan bilgi indiriyor?

Gizli tutulmak istenilen ve hiçbir siteden link verilmemiş bir web sunucusunu bulmak hemen hemen imkansızdır. Fakat sizin gizli Web sunucunuzdan başka bir siteye link ile yönlendirme yaptıysanız, yönlendirme yaptığınız web sitesi yönlendirenler kayıtlarında sizin gizli sunucunuzu kaydedebilir ve bu kayıt Google arama motoru veya web avcıları tarafından yakalanabilir.

4. Googlebot neden robots.txt dosyamı uygulamıyor?

Bant genişliğini korumak amacıyla Google bot günde bir kez sadece robots.txt dosyasını indirir veya ne zaman sunucuda birden fazla sayfa varsa yine aynı şey geçerlidir. O yüzden robots.txt sayfasında yapılmış olabilecek herhangi değişikliğin Googlebot tarafından öğrenilmesi zaman alabilir. Ayrıca Googlebot birden fazla makineye dağılmıştır. Bunların her biri robots.txt dosyaları hakkında kendi kayıtlarını tutarlar. Ayrıca kodlamanızın http://www.robotstxt.org/wc/norobots.html daki standarda göre doğru olduğunu kontrol edin. Eğer hala bir problem var gibi ise, lütfen bize bildirin ve biz onu düzeltiriz.

5. Sitemi Googlebot tarafından indekslenmesi için nasıl kaydederim?

Her defasında sizden talep gelmesine gerek kalmadan biz indeksimize yeni siteler ekler ve güncelleriz. Eğer isterseniz, siz de URL ekleme formunu kullanarak site ekleyebilirsiniz.

6. Google'dan nasıl bir site silerim?

Google bütün indeksini belli aralıklarla günceller. Web'i tararken, yeni sayfalar bulur, ölü bağlantıları iptal eder ve bağlantıları otomatik olarak güncelleriz. Ölü bağlantılar bir sonraki taramamızda büyük ihtimalle "solacaklardır".

7. Google.com makinelerinden neden Google bot user-agent'lı bazı hitler alıyorum?

Google bot, web büyüdükçe performansını artırmak için birkaç makineye birden dağıtılmak üzere tasarlanmıştır. Ayrıca, bant genişliği harcamasını azaltmak için sitelere en yakın makinelerde tarama yapıyoruz.

rel="nofollow" Nedir?

rel="nofollow" Nedir?
Bir çok webmaster yapmış olduğu, özellikle porno ve kumar içerikli sitelerini Google arama motorunda yükseltmek ve hit çekebilmek için spam yapmakta. Gerek forumlara gerekse blog sitelerinin yorum bölümlerine linklerini eklemekteler. Öyle ki bunları yapmak için robot yapanlar bile var. Otomatik olarak interneti gezip spam basmakta. Bunun sitenizin ziyaretçileriniz önünde kötü bir etkisinin olabileceğinin yanı sıra, arama motorlarında sitenizin doğrudan olumsuz yönde etkilemektedir. Google bu tip spam siteleri tespit ettiğinde cezalandırırken aynı zamanda bu sitelere link vererek yücelttiği için sizin sitenizi de cezalandırabilir. Sitenizde yer alan tüm içerik ve dış bağlantılardan Google bizzat sitenizi sorumlu tutmakta. Fakat spam yapan bu kullanıcılar nedeniyle zarar görüyorsunuz.

Google, 2005'in başlarında böyle bir durum ile karşılaşmak istemeyen webmasterlara rel="nofollow" etiketini sunmuştur. Google arama robotunun bu tagı gördüğü linkleri değerlendirme dışı tutacağını ve sitenizin en az zarar görme şansını tanımakta. Daha sonra Yahoo ve Msn de bu uygulamaya geçtiler.

Küresel Isınma Nedir?

Küresel Isınma
Küresel ısınma, dünya atmosferi ve okyanuslarının ortalama sıcaklıklarında belirlenen artış için kullanılan bir terimdir. Bu olay son 50 yıldır iyice saptanabilir duruma gelmiş ve önem kazanmıştır.

Dünya'nın atmosfere yakın yüzeyinin ortalama sıcaklığı 20. yüzyılda 0.6 (± 0.2)°C artmıştır. İklim değişimi üzerindeki yaygın bilimsel görüş, "son 50 yılda sıcaklık artışının insan hayatı üzerinde farkedilebilir etkiler oluşturduğu" yönündedir [1].

Küresel ısınmaya, atmosferde artan sera gazlarının neden olduğu düşünülmektedir. Karbondioksit, su buharı, metan gibi bazı gazların, güneşten gelen radyasyonun bir yandan dış uzaya yansımasını önleyerek ve diğer yandan da bu radyasyondaki ısıyı soğurarak yerkürenin fazlaca ısınmasına yol açtığı ileri sürülmektedir.

Su buharı, diğer sera gazlarından farklı olarak güneşten gelen radyasyonun şiddetine ve gezegenin ortalama ısısına göre sabit olan bağlı bir değişkendir. Dolayısıyla küresel ısınma konusunda pasif etkiye sahiptir. Ancak diğer sera gazları, yer yer bağımsız değişken olarak küresel ısınma üzerinde aktif bir etki yaratabilirler. Örneğin karbondioksit, yoğun volkanik etkinlik sonucu ya da insanlar tarafından fosil yakıtların yakılmasıyla yoğun olarak atmosfere salınabilir. Bu durum, gezegenin ortalama ısısından bağımsız olarak ortaya çıkabilen ve ortalama ısının artması sonucunu doğuran bir etken olarak işlev görür.

Bugün için bilim çevrelerinde küresel ısınmadan başat rolün atmosferde karbondioksit oranının artmasına bağlanmaktadır. Her ne kadar atmosferdeki karbondioksit,

yeşil bitkilerin fotosentez olayında,
karbondioksitin litosfer yüzeyinde suda çözünmesiyle,
atmosferden çekilmekte ise de, bu mekanizmaların kapasitesinin üzerinde karbondioksit salınımı, gezegen üzerinde sera etkisi yaratmaktadır.

Su buharı dışındaki sera gazları dolayısıyla gezegen yüzeyindeki ortalama ısının artması, buharlaşmanın artmasına yol açacaktır. Bu ise atmosferde daha fazla su buharı, yani bulut oluşmasına yol açar. Bulutlar, güneşten gelen radyasyonun bir bölümünü dış uzaya yansıtırken bir bölümünü soğurarak ısınırlar, bir bölümünü de yeryüzüne geçirirler. Litosfer ve hidrosfere ulaşan bu radyasyonun da bir bölümü soğurularak ısınmaya yol açarken bir bölümü dış uzaya yansır. Dış uzaya yansıyan radyasyon yeniden bulut kütlesi ile karşılaştığında, aynı olaylar yaşanır, yansıtılır, soğurulur, dış uzaya kaçar.

Bu mekanizma, su buharı dışındaki sera gazlarının atmosferde artması sonucu bulutların sera etkisini artırmakta, küresel ısınmaya yeni bir katkıya yol açmaktadır.

Küresel Isınmanın Etkileri

Laguna San Rafael'deki buzulun, küresel ısınma sonucu 1990 ile 2000 yılları arasındaki geri çekilişin, karşılaştırmalı uydu görüntüleri.II. Dünya Savaşı sonrasında dünya nüfusu 2 kat, buna karşılık enerji kullanımı 4 kat artmıştır. 1958 yılında atmosferdeki 315 ppm/m3 karbondioksit oranı 2004'te 379 ppm/m3 olmuştur. ABD dünya nüfusunun %4'üne sahipken karbondioksit üretiminin %25'ini gerçekleştirmektedir.

The Observer gazetesinin Şubat 2004'te yayımladığı Pentagon'a ait Küresel Isınma Raporu'na göre önümüzdeki 20 yıl içerisinde Avrupa'da birçok kıyı kenti sular altında kalacaktır. Guardian gazetesinde 2004 yılında yer alan küresel ısınma haritasına göre bundan en az etkilenen bölgeler Türkiye ve Ortadoğu ile kıyı kesimleri hariç Kuzey Afrika'dır. Küresel ısınmanın önlenmesi için bazı çareler olarak şunlar sıralanabilir:

Her yere ağaçlar dikilmelidir.
Teknolojik aletler dünyaya zarar vermeyecek şekilde yenilenmelidir.
Yeni teknolojik aletler dünyaya zarar vermeyecek şekilde yapılmalıdır.
Dünyaya zarar verenler en ağır şekilde cezalandırılmalıdır.
Kentleşme durdurulmalıdır.
Köy benzeri şehirler kurulmalıdır.
Sanayi, dünyaya zarar vermeyecek şekilde yapılmalıdır.
Arabalar vb. buhar gücüyle veya güneş enerjisiyle çalışanlarının da üretilmesi gerekmektedir.

Kyoto Protokolü - Tanım

Kyoto Protokolü, küresel ısınma ve iklim değişikliği konusunda mücadeleyi sağlamaya yönelik uluslararası tek çerçeve. Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi (BMİDÇS) içinde imzalanmıştır. Bu protokolü imzalayan ülkeler, karbon dioksit ve sera etkisine neden olan diğer beş gazın salınımını azaltmaya veya bunu yapamıyorlarsa salınım ticareti yoluyla haklarını arttırmaya söz vermişlerdir. Protokol, ülkelerin atmosfere saldıkları karbon miktarını 1990 yılındaki düzeylere düşürmelerini gerekli kılmaktadır. 1997'de imzalanan protokol, 2005'te yürürlüğe girebilmiştir. Çünkü, protokolün yürürlüğe girebilmesi için, onaylayan ülkelerin 1990'daki emisyonlarının (atmosfere saldıkları karbon miktarının) dünyadaki toplam emisyonun %55'ini bulması gerekmekteydi ve bu orana ancak 8 yılın sonunda Rusya'nın katılımıyla ulaşılabilmiştir.

Kyoto Protokolü, 2005.
Kyoto Protokolü şu anda tüm dünyadaki 160 ülkeyi ve sera gazı salınımlarının %55'inden fazlasını kapsamaktadır. Kyoto Protokolü ile devreye girecek önlemler, pahalı yatırımlar gerektirmektedir. Sözleşmeye göre;

atmosfere salınan sera gazı miktarı %5'e çekilecek,
endüstriden, motorlu taşıtlardan, ısıtmadan kaynaklanan sera gazı miktarını azaltmaya yönelik mevzuat yeniden düzenlenecek,
daha az enerji ile ısınma, daha az enerji tüketen araçlarla uzun yol alma, daha az enerji tüketen teknoloji sistemlerini endüstriye yerleştirme sağlanacak, ulaşımda, çöp depolamada çevrecilik temel ilke olacak,
atmosfere bırakılan metan ve karbon dioksit oranının düşürülmesi için alternatif enerji kaynaklarına yönelinecek,
fosil yakıtlar yerine örneğin bio dizel yakıt kullanılacak,
çimento, demir-çelik ve kireç fabrikaları gibi yüksek enerji tüketen işletmelerde atık işlemleri yeniden düzenlenecek,
termik santrallerde daha az karbon çıkartan sistemler, teknolojiler devreye sokulacak,
güneş enerjisinin önü açılacak, nükleer enerjide karbon sıfır olduğu için dünyada bu enerji ön plana çıkarılacak,
fazla yakıt tüketen ve fazla karbon üretenden daha fazla vergi alınacaktır.
Kyoto Protokolü şu prensipleri temel alır:

Kyoto Protokolü devletler tarafından desteklenir ve BM şemsiyesi altında küresel kurallar ile belirlenir
Devletler iki genel sınıfa ayrılmıştır: gelişmiş ülkeler, bu ülkeler Ek 1 ülkeleri olarak anılacaktır; ve gelişmekte olan ülkeler, bu ülkeler Ek 1'de yer almayan ülkeler olarak anılacaklardır. Ek 1 ülkeleri sera gazı salınımlarını azaltmayı kabul etmişlerdir. Ek 1'de yer almayan ülkelerin ise sera gazı sorumlulukları yoktur ve her yıl sera gazı envanteri raporu vermelidirler.
Kyoto Protokolündeki hedeflerine uymayan herhangi bir Ek 1 ülkesi bir sonraki dönem azaltma hedeflerinin %30 daha azaltılması ile cezalandırılacaktır.
2008 ile 2012 arasında, Ek 1 ülkeleri sera gazı salınımlarını 1990 yılı seviyesinden ortalama %5 aşağıya çekmek zorundadırlar (birçok AB üyesi ülke için bu 2008 için beklenilen sera gazı salınımlarının %15 aşağısına denk gelmektedir). Ortalama salınım azalmasının %5 olarak belirlenmesine rağmen AB üyesi ülkelerin salınım hedefleri %8 azaltma ile İzlanda tarafından hedeflenen %10 artırıma kadar değişmektedir. Bu azaltma hedefleri 2013 yılına kadar belirlenmiştir.
Kyoto Protokolü, Ek 1 ülkelerinin sera gazı salınımı hedeflerine ulaşmak için başka ülkelerden salınım azalması satın alabilmeleri esnekliğine imkan tanımıştır. Bu, çeşitli borsalardan (AB Salınım Ticaret Borsası gibi) veya Ek 1'de yer almayan ülkelerin salınımlarını azaltan Temiz Gelişim Tekniği (TGT) projeleri ile veya diğer Ek 1 ülkelerinden satın alınabilinir.
Sadece TGT Yönetim Kurulu tarafından onaylanmış Onaylı Salınım Azaltımları (OSA) alınıp satılabilir. BM çatısı altında, Kyoto Protokolü Bonn merkezli Temiz Gelişme Tekniği Yönetim Kurulu'nu Ek 1'de yer almayan ülkelerde gerçekleştirilen TGT projelerini değerlendirip onaylaması için kurmuştur. Bu projeler onaylandıktan sonra OSA verilir.
Pratikte bu kurallar Ek 1'de yer almayan ülkelerin sera gazı sınırlamalarına tabi olmadıklarını ama sera gazını azaltan bir projenin bu ülkelerde uygulanması durumunda elde edilen Karbon Kredisinin Ek 1 ülkelerine satılabilineceğini anlatır.

Bu mekanizma şu iki ana nedenden dolayı koyulmuştur:

Kyoto Protokolüne uymak bazı Ek 1 ülkeleri için oldukça sınırlayıcıdır (özellikle Japonya ve Hollanda gibi zaten az salınım yapan ve çevre standartlarına saygılı ülkeler için). Protokol böylece bu ülkelerin kendi sera gazı salınımlarını azaltmak yerine Karbon Kredisi almalarını sağlar; ve
bu şekilde Ek 1'de yer almayan ülkeler sera gazı salınımlarını azaltmak için teşvik edilmiş olurlar çünkü Karbon Kredisi satarak bu projeler için kaynak edinmiş olurlar.
Tüm Ek 1 ülkeleri Kyoto Protokolü içinde sera gazı salınım değerlerini gözetim altında tutmak için ulusal daireler kurmuşlardır. Japonya, Kanada, İtalya, Hollanda, Almanya ve daha birçok ülke devletleri karbon kredisi için bütçeden pay ayırmışlardır. Bu ülkeler kendi büyük enerji, petrol, doğalgaz holdingleri ile birlikte çalışarak mümkün olan en fazla sayıda Karbon Kredisini en ucuza almaya çalışmaktadırlar.

Hemen hemen tüm Ek 1'de yer almayan ülkeler de kendi Kyoto Protokolü süreçlerini izlemek amacıyla ve özellikle TGT Yönetim Kuruluna destek için sunacakları projeleri belirlemek amacıyla yönetim birimleri kurmuşlardır.

Bu iki ülke grubunun çıkarları birbirine terstir, Ek 1 ülkeleri mümkün olan en ucuza Karbon Kredisi almak isterlerken Ek 1'de yer almayan ülkeler ise kendi TGT projelerinden elde ettikleri Karbon Kredisinden en fazla değeri elde etmek istemektedirler.

Amaçlar
Kyoto Protokolündeki amaç, “atmosferdeki sera gazı yoğunluğunun, iklime tehlikeli etki yapmayacak seviyelerde dengede kalmasını sağlamaktır.

Hükümetlerarası İklim Değişikliği Paneli, 1990 ile 2100 yılları arasında 1.4 °C ile 5.8 °C arası sıcaklık artışı tahmin etmektedir. Tahminlere göre, başarılı bir şekilde uygulanması durumunda Kyoto Protokolü bu artışı 0.02 ile 0.28 C arasında düşürebilecektir (kaynak: Nature, Ekim 2003 sayısı)

Kyoto Protokolü savunucuları bu protokolün amaca ulaşmak için ilk adım olduğunu ve amaca ulaşıncaya kadar hedeflerin değiştirileceğini belirtmektedirler.

Anlaşmanın Durumu
Anlaşma Aralık 1997'de Japonya'nın Kyoto şehrinde görüşülmüş, 16 Mart 1998'de imzaya açılmış ve 15 Mart 1999'da son halini almıştır. Rusya'nın 18 Kasım 2004'te katılmasıyla 90 gün sonra 16 Şubat 2005 tarihinde yürürlüğe girmiştir. Aralık 2006 tarihinde toplam 169 ülke ve devlete bağlı örgütler anlaşmaya imza atmışlardır (Ek 1 ülkelerinin salınımlarının %61.6'sından fazlasına karşılık gelmektedir). İmza atmayan önemli ülkeler arasında ABD ve Avustralya gibi gelişmiş ülkeler haricinde, gelişmekte olan Türkiye gibi ülkeler de yer almaktadır.Çin ve Hindistan gibi bazı ülkeler ise anlaşmaya imza atsalar bile karbon salınımlarını azaltmak zorunda değillerdir.

Anlaşmanın 25. maddesine göre anlaşma “Ek 1'de yer alan en az 55 ülkenin imzalaması ve bunun Ek 1 ülke salınımlarının en az %55'ine karşılık gelmesi durumunda, buna uyulduğu tarihten sonraki doksanıncı gün yürürlüğe girer.” 55 ülke şartı 23 Mayıs 2002'de İzlanda'nın anlaşmayı kabul etmesi ile, %55 şartı da Rusya'nın 18 Kasım 2004'te anlaşmayı imzalaması ile sağlanmış, anlaşma 16 Şubat 2005 tarihinde yürürlüğe girmiştir.

Anlaşmanın Detayları
Birleşmiş Milletler Çevre Programı basın bildirisine göre: “Kyoto Protokolü gelişmiş ülkelerin sera gazı salınımlarını 1990 yılına göre %5.2 azaltmalarını öngören bir anlaşmadır (protokolün uygulanmaması durumunda 2010 yılı salınım tahminleri dikkate alınırsa bu, %29'luk bir azalmaya karşılık gelmektedir). Amaç altı sera gazının – karbon dioksit, metan, nitrous oksit, sülfür heksaflorid, HFC'ler ve PFC'ler – 2008-2012 arası beş yıllık ortalama salınım değerlerini azaltmaktır. Ulusal hedefler AB ve başka bazı ülkeler için %8'lik, ABD için %7'lik, Japonya için %6'lık azaltma, Rusya için %0 değişiklik ve Avustralya için %8 ile İzlanda için %10'luk bir artış şeklinde çeşitlilik göstermektedir.”

Anlaşma 1992'de Rio De Janeiro'da yapılan Dünya Zirvesi'nda kabul edilen Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi'ne (BMİDÇS) ek olarak kabul edilmiştir. BMİDÇS üyesi tüm ülkeler Kyoto Protokolüne imza atabilir, üye olmayanlar atamazlar.

Kyoto Protokolünün birçok maddesi BMİDÇS Ek 1'de belirtilen gelişmiş ülkeler için geçerlidir.

Ortak ama özelleşmiş sorumluluklar
BMİDÇS “ortak ama özelleşmiş” sorumluluklar tanımlamaktadır. Ortak ülkeler

Tarihsel ve güncel küresel sera gazı salınımının gelişmiş ülkeler tarafından gerçekleştirildiğini
Gelişmekte olan ülkelerin kişi başı gaz salınımlarının halen düşük olduğunu
Gelişmekte olan ülkelerin küresel salınımlarının sosyal ve gelişimsel ihtiyaçlarına göre artacağını
kabul ederler.

Diğer bir deyişle Çin, Hindistan ve diğer gelişmekte olan ülkeler anlaşma gereklerinden muaftırlar çünkü şu andaki iklim değişikliklerine neden olan salınımların ana sorumlusu değildirler.

Kyoto Protokolünü eleştirenler gelişmekte olan ülkelerin ve özellikle Çin, Hindistan gibi ülkelerin yakın bir zamanda en fazla sera gazı salınımı yapan ülkeler olacağını söylemektedirler. Aynı zamanda, protokol sınırlamaları yüzünden gelişmiş ülkelerden gelişmekte olan ülkelere çıkış olacağını ve dolayısıyla net sera gazı salınımlarının değişmeyeceğini söylemekteler.

Salınım Ticareti
Kyoto Protokolüne göre ülkeler 2008 ile 2012 yılları arasında salınımlarını 1990 yılına göre %5.2 düşürmekle yükümlüdürler. Buna rağmen, pratikte birçok ülke belirli sanayi kuruluşlarına sınırlamalar koymuştur (kağıt endüstrisi, enerji santralleri gibi). AB'de bu uygulama vardır ve birçok ülke de buna doğru kaymaktadır. Buna göre, belirlenen seviyeden fazla salınım yapacağını anlayan bir şirket bir şekilde başka yerlerden Karbon Kredisi bulmak zorundadır. Bu da Karbon Kredisi ticaretini ve borsasını ortaya çıkarmıştır.

Yaptırımlar
BMİDÇS Uygulama Biriminin bir Ek 1 ülkesinin salınım hedeflerine uymadığına karar vermesi durumunda o ülke salınım hedefi farkı ile birlikte fazladan %30 daha salınımını azaltması gerekmektedir. Aynı zamanda ülke salınım ticareti programın %50 SİNİ KAPSAMAKTADIR

Nedenleri Ve Şubat 2007 tarihli BM Raporu

İklim sistemi içsel ve dışsal insani etkiler, güneş hareketleri ve sera gazları, vb. nedenlerden etkilenmektedir. İklimbilimciler (klimatolog) küresel ısınma konusunda hem fikirdirler. Bu değişimin detaylı nedenleri açık bir araştırma alanıdır ama bilimsel çoğunluk sera gazlarının son zamanlardaki sıcaklık artışının başlıca nedeni olduğunu belirtmektedir.

Atmosferdeki karbondioksit (CO2) ve metan (CH4) oranlarındaki artış dünya yüzeyinin sıcaklığını yükseltmektedir. CO2 oranındaki artış dünyanın yüzeyini ısıtmakta ve kutuplara yakın buzların erimesine yol açmaktadır. Buzlar eridikçe yerlerini kara veya sular almaktadır. Kara ve suların buza oranla daha az yansıtıcı olması güneş ışınımı emilimini arttırmakta ve dolayısıyla buzullarda daha fazla erimeye yol açmaktadır.

Şubat 2007 tarihli BM Raporu Konu ile ilgili Birleşmiş Milletler raporu, Fransa'nın başkenti Paris'te yapılan Hükümetlerarası İklim Değişiklikleri Paneli'nde açıklanmıştır.[7] Raporda küresel sıcaklık artışının olası etkileri aşağıdaki biçimde özetlenmektedir.

+2 derece: Su sıkıntısı başlayacak
Kuzey Amerika'da kum fırtınaları tarımı yok edecek. Deniz seviyeleri yükselecek. Peru'da 10 milyon kişi su sıkıntısı çekecek. Mercan kayalıkları yok olacak. Gezegendeki canlı türlerinin yüzde 30'u yok olma tehlikesiyle karşı karşıya kalacak.

+ 5 derece: Denizler 5 m. yükselecek
Deniz seviyesi ortalaması 70 metre olacak. Dünyanın yiyecek stokları tükenecek.

+ 6 derece: Göçler başlayacak
Yüz milyonlarca insan uygun iklim koşullarında yaşamak umuduyla göç yollarına düşecek.

Kadınlar su bulamadıkları için saçlarını kestirecekler,
Okyanuslarımız çölleşecek,
Kuraklık yaşanacak,
Okyanuslardan aktarımla içme suyu elde edilecek,
Suda yaşayan bazı hayvanlarımız(kutup ayısı ,fok balığı vs.)Tırmanacak buz bulamayacaklar yüzmekten yorulup ölecekler,
İnsanlar 50 yaşındayken susuzluktan 85 yaşında gibi gözükecekler,
Bebeklerin sakat doğma olasılığı artacak.

Nükleer Enerji

Bir diğer kaygı noktası, alınan herhangi bir kararın kaş yaparken göz çıkarma olasılığı. Bunun nedeni ise Blair'in nükleer enerjiyi temiz enerji alternatifi olarak görmesi. Geçen haftalarda, Blair'in nükleer enerjinin karbondioksit üretmeyen bir enerji kaynağı olmasına dayanarak nükleer enerjiyi tekrar kullanma önerisi gazetelerde yer almıştı. Konuyla ilgili bir açıklama yapan Blair'in bilim danışmanı David King'e göre, İngiltere'nin 2020 yılında ulaşmayı hedeflediği elektiriğin yüzde 20'sini fosil yakıt dışı kaynaklardan elde etme hedefi, ancak nükleer enerjinin artırılarak kullanılmasından geçiyor. Bu durum Blair hükümetinde tartışmalara neden oldu ve kabineyi ikiye böldü.
Basının eline geçen G8 taslak raporunda da benzer ifadelerin yer alması, başta Greenpeace ve Friends of the Earth (FoE) gibi çevreci örgütlerin büyük tepkisini çekmiş durumda. Nükleer enerjinin nükleer atık, nükleer kazalar ve ortaya çıkabilecek yeni tür nükleer terörizm olasılığına dikkat çeken çevreci gruplar, taslaktaki ifadelere dayanarak, zirve sonucunda nükleer enerji kullanımının artırılması yönünde bir karar alınacağını iddia ediyor. Ayrıca, taslakta, ucuz uçak biletlerinden alınacak vergilerin artırılması gibi önlem önerilerine rastlanmadığı gibi, raporda sera gazlarının kullanımının azaltılması ile ilgili herhangi bir takvim hazırlanacağına dair bir ifadeye de rastlanmıyor.
Toplantıyı yapacak zengin yedi ülke ve Rusya'dan oluşan G8'ler, dünya nüfusunun yüzde 13'ünü oluştururken, iklim değişikliğine neden olan kirletici gazların yüzde 45'ini üretiyor. Ancak görünen o ki, yeni küresel riskler ne kadar büyük olsa da, yeterince önemsenmiyorlar ve sorumlulukları alınmıyor. Toplantı sırasında dışarıdaki göstericilere katılabileceğini söyleyerek, yeni risklerin yanı sıra yeni küresel siyasi aktörlerin varlığının da farkında olduğunu gösteren Gordon Brown gibi politikacılar ise henüz istedikleri kadar etkili olamıyorlar.
(1) Giddens, A, 1991. Consequences of Modernity. Cambridge: Polity.

Yine G8

Bu ve iklim değişikliğine neden olan diğer sorunlar önümüzdeki hafta, 6-8 Temmuz tarihleri arasında Edinburgh'da toplanacak G8 toplantısının en önemli gündem maddelerinden biri olacak. Britanya Başbakanı Tony Blair ve Ekonomi Bakanı Gordon Brown, ev sahipliği yapacakları toplantıyı özellikle küresel ısınma ve Afrika'daki yoksulluk konularının tartışıldığı bir zirveye çevirmeye çalışıyor. Küresel yoksulluk ve Afrika özellikle "Make Poverty History/Yoksulluğu Tarihe Göm" kampanyası ve Live8 konserleri'nin de etkisiyle kamuoyunda uzun zamandır tartışılıyor. Hatta, Gordon Brown başkanlığında yapılan G8'e dahil ülkelerin ekonomi bakanlarının ön toplantısında, Afrika konusu masaya yatırıldı ve 18 Afrika ülkesinin IMF, Dünya Bankası ve Afrika Kalkınma Fonu'na olan 40 milyar dolarlık borçlarının silinmesi kararlaştırıldı. Diğer yandan, her ne kadar yardımların iki katına çıkarılması önerisini geri çevirse de, George W. Bush, borçların silinmesine Blair'in de çabaları sonucu ikna oldu. Özetle, Afrika için kat edilecek daha çok yol olmasına rağmen, çok küçük adımlar atılmaya başlandı.
Ancak, çevre kirliliği ve iklim değişikliği konusunda alınabilecek kararlar soru işareti yaratıyor. Öncelikle, Amerika, Hindistan ve Çin gibi Kyoto Protokolü'ne katılmamış büyük ekonomili ülkeleri de kapsayacak kalıcı bir forum düzenlemeyi hedefleyen Blair'in, G8 toplantısında çözüme yönelik kararlar aldırması zor gözüküyor. İklim değişikliğinin insan eseri olmadığı ve hatta iklim değişikliği olmadığını savunan Amerikan hükümetini ikna etmek için çaba harcayan Blair, Amerikasız bir çözüm olamayacağı görüşünde. Gerçekten de, dünya nüfusunun sadece yüzde 4'ü Amerika'da yaşıyor. Buna karşılık, dünyadaki karbondioksit gazı emisyonunun dörtte biri Amerika'da oluşuyor. Bu miktar Çin, Hindistan ve Japonya'nın toplam emisyonundan daha fazla. Dünyanın en hızlı büyüyen araba piyasasına sahip Çin ve büyüyen ekonomisiyle Hindistan'ın da görüşmelere çağrıldığı toplantıda amaç Amerika'yı yalnız bırakarak köşeye sıkıştırmak.

Küresel ısınma mı, nükleer felaket mi?

Günümüz sosyal bilimler dünyasının belki de en ünlü ismi Anthony Giddens, küreselleşmeyi modernite sürecinin bir parçası olarak tanımlar. Modern hayat, geleneksel sorunlarla baş etmeye çalışırken, kendine has yeni sorunları ortaya çıkardı. Bu sorunlar belki içerik olarak aynı gibi gözükebilir ancak zaman ve mekân boyutunda nitelik değiştirdiler. Yani artık küresel hastalıklar -AİDS, küresel çevre sorunları küresel ısınma, küresel terör ve küresel yoksulluk var ve modernitenin bir parçası olan küreselleşme bu yeni risklerle uğraşabilmenin yollarını bulmalı. (1)
Ortaya çıkan risklerin küreselleşmeyle olan bağlantısını gösteren en güzel örneklerden biri sayıları her gün artan uçak seferleri. Küreselleşmenin hem nedenlerinden hem de sonuçlarından biri, insanların dünya çevresinde hızla artan oranlarda hareket etmesi. Özellikle Avrupa ülkeleri ve Amerika'da ortaya çıkan ucuz uçak şirketleriyle her kesimden insanın uçakla seyahat edebilmesi oldukça kolaylaşmış durumda. Örneğin, Londra'dan herhangi bir Avrupa şehrine 15-20 sterlinlik gidiş dönüş uçak bileti bulmak mümkün. Independent gazetesinin haberine göre, 1970 yılında Britanya havaalanlarından 32 milyon kişi uçmuşken, 2002 yılında bu rakam 189 milyona çıkmış. Yapılan tahminlere göre, 2030 yılında 500 milyon uçak yolcusu Britanya havaalanlarına uğrayacak. Britanya'yla bağlantılı hava yolculuğunun ürettiği sera etkisi yaratan gazların emisyonu 1990'da 20,1 milyon tondan, 2004 yılında 39,5 milyon tona çıkmış. Üstelik, havada oluşan karbon emisyonunun yerdekine oranla 2,7 kat daha fazla etkisinin olduğu da bilinmekte. Kısaca, kontrol edilmediğinde küresel ısınmaya neden olan gazların yüzde 15'i uçaklar tarafından üretiliyor ve büyüyen bu sektör büyük bir tehlike arz ediyor.

Küresel Isınmayı Önlemek İçin Neler Yapabilirsiniz?

Ampulünüzü değiştirin: Standart akkor ampulünüzü tasarruf (CFL) ampulü ile değiştirin, yılda 75 kg karbondioksit tasarrufu sağlayın.
Daha az araba kullanın: Daha sık yürüyün, bisiklet kullanın ve toplu taşıma araçlarından daha çok faydalanın. Araba kullanmadığınız her 2 km için 0,75 kg karbondioksit tasarruf edeceksiniz.
Geri dönüşüme katkıda bulunun: Evinizden çıkan çöplerin sadece yarısını geri dönüştürerek yılda 1200 kg karbondioksit tasarrufu sağlayabilirsiniz.
Lastiklerinizi kontrol edin: Düzgün şişirilmiş lastiklerle litre başına aldığınız yol %3 oranında artacaktır. Her 4 litre benzin tasarrufu, 10 kg karbondioksiti atmosferimizden uzak tutar.
Daha az sıcak su kullanın: Suyu ısıtmak için çok fazla enerji gerekmektedir. Daha az su tüketen bir duş başlığı ile 175 kg, giysilerinizi soğuk yada ılık suda yıkayarak da 250 kg. karbondioksit tasarrufu yapabilirsiniz.
Ambalajları fazla olan ürünlerden kaçının: Çöpünüzü %10 oranında azaltarak 600 kg karbondioksit tasarrufu yapabilirsiniz.
Su ısıtıcınızı ayarlayın: Isıtıcınızı kışın 2 derece aşağı, yazın 2 derece yukarı ayarlayın. Bu basit ayarlamayla yılda 1000 kg karbondioksit tasarrufu sağlayabilirsiniz.
Bir ağaç dikin: Bir ağaç ömrü boyunca 1 ton karbondioksit emer.
Kalorifer kazanı ve klimalarınızdaki filtreleri temizleyin yada yenileyin: Kirli bir filtreyi temizlemek yılda 175 kg karbondioksit tasarrufu sağlayacaktır.
Su ısıtıcınızı yalıtım örtüsüyle kaplayın: Sadece bu basit hareketle yılda 500 kg karbondioksit tasarrufu yapmış olursunuz. Eğer ısıtıcınızı 50 C°'nin üzerine ayarlamazsanız 250 kg karbondioksit daha tasarruf edersiniz.
Sıcak su kullanımınızı azaltın: Suyu ısıtmak için çok enerji harcamak gerekiyor. Daha verimli çalışan ve az su tüketen bir duş başlığı ile 175 kg, giysilerinizi soğuk yada ılık suda yıkayarak da 250 kg karbondioksit tasarrufu yapabilirsiniz.
Kullanmadığınız zamanlarda elektronik aletlerinizi kapatın: Televizyonunuzu, müzik setinizi, bilgisayarınızı kullanmadığınız zamanlarda kapatmak yılda tonlarca karbondioksit tasarrufu sağlar.
Kullanmadığınız zamanlarda elektronik aletlerinizi fişten çıkartın: Saç kurutma aletleri, cep telefonu şarjları ve televizyonlar kapalı olsalar bile enerji harcamaya devam ederler. Elektronik aletlerdeki saatleri çalıştırmak ve hafıza çiplerini hazır tutmak için harcanan enerji, evde harcanan toplam enerjinin %5'ini oluşturuyor ve atmosfere yılda 18 milyon ton karbon bırakıyor
Bulaşık makinenizi sadece tamamen dolu olduğu zamanlarda çalıştırın ve enerji tasarrufu ayarında kullanın: Bu şekilde yılda 50 kg karbondioksit tasarrufu sağlayabilirsiniz.
Geri dönüşümü evde başlatın: Evde oluşan çöpün yarısının geri dönüşümünü sağlamanız, yılda 1200 kg karbondioksit tasarrufu sağlar.
Geri dönüştürülmüş kağıt ürünleri kullanın: Geri dönüştürülmüş kağıt üretimi %70-90 arası enerji tasarrufu sağlıyor ve dünyadaki ormanların azalmasını önlüyor.
Yerel üretilmiş yiyecekler kullanın: Yerel ürünler kullanmak yakıt tasarrufu sağlayacaktır.
Dondurulmuş gıdalar yerine taze gıdalar alın: Dondurulmuş gıdaların üretiminde 10 kat daha fazla enerji kullanılmaktadır.
Yerel çiftçi pazarlarını araştırın ve destekleyin: Size gelecek ürünün yetiştirilmesi ve taşınmasındaki enerjiyi beşte bir oranında azaltırlar.
Alabildiğiniz kadar organik gıda alın: Organik gübreler geleneksel gübrelere göre karbondioksiti daha yüksek seviyede yakar ve depolar. Eğer bütün soya fasulyelerini ve mısırları organik olarak üretseydik atmosferden 290 milyar kg karbondioksiti uzaklaştırmış olurduk.
Arabanızın motor ayarlarına dikkat edin: Düzenli bakım, yakıt verimliliğini ve gaz emisyonunu geliştirmeye yardımcı olur. Araba sahiplerinin sadece %1'i arabalarını düzenli olarak kontrol ettirse, 500 milyon kg karbondioksit atmosferimizden uzak durur.
Arabanızın lastiklerini haftalık olarak kontrol edin ve düzgün şişirilmiş olduğundan emin olun: Düzgün şişirilmiş lastikler litre başına aldığınız yolu %3 oranında artıracaktır. Her 4 litre benzin tasarrufu, 10 kg karbondioksiti atmosferimizden uzak tuttuğu için yakıt verimliliğindeki her artış bir önem arz etmektedir.
Eğer yeni bir araba almanızın zamanıysa yakıtı daha verimli kullanan bir araç seçin: Yeni aracınız eski aracınıza göre 4 litre benzin ile sadece 5 km daha fazla yol giderse, yılda 1500 kg karbondioksit tasarrufu yapmış olursunuz.
Daha az uçun: Hava ulaşımı ciddi biçimde gaz emisyonuna sebep olduğu için, hava yollarını kullanma sayınızı bir yada iki azaltmanız çok ciddi değişiklikler meydana getirebilir. Yenilenebilir enerji projelerine yatırım yaparak havayolu kullanımınızı dengeleyebilirsiniz.
Bulunduğunuz ortam sıcaklığını düşürün: Fazla değil, sadece 1°C düşürün, böylece bir miktar enerji tasarrufu yapabilirsiniz. Eğer üşürseniz ; ki bu ihtimal genelde yoktur, üzerinize modaya uygun bir kazak, süveter giyebilirsiniz. Ortalama bir aile böylece yılda atmosfere 0,4 ton CO2 verilmesini engellemiş olacağı gibi parasını da tasarruf etmiş olur.
Elektrikli cihazların Stand by konumunda bırakmayın: Televizyonlarımızı standby konumunda bırakmak bir miktar enerjiyi gereksiz yere harcamamıza neden olur. Kumandayla kapatmak yerine oturduğumuz yerden kalkarak TV'yi üzerinden kapatabiliriz. Ortalama bir aile böylece yılda 150 kg CO2'in atmosfere karışmasını engellemiş olur.
Şarj cihazlarını prizlere takılı bırakmayın: Küçük şarj cihazları kullanılmadıkları zaman bile bir miktar enerji harcarlar. Cep telefonu, PlayStation ... gibi cihazlarınızı şarj etmediğinizde yada pilleri dolduğunda şarj cihazlarını prizde bırakmayınız.Ortalama bir aile böylece yılda 7 kg CO2'in atmosfere karışmasını engellemiş olur.
Daha fazlasını kaynatmayın: Su ısıtıcıları sizin çay ya da kahve içmeniz için gereken enerjiden çok daha fazlasını harcarlar. Eğer bir bardak içecekseniz sadece bir bardak su kaynatın daha fazlasını değil. Ortalama bir aile böylece yılda 45 kg CO2'in atmosfere karışmasını engellemiş olur.
Uçağa daha az binmeye çalışın: Bu toplantıya katılmak için gerçekten uçakla mı gitmeniz gerekiyor ? Tatilinizi gerçekten yurtdışında yapmaya mı ihtiyacınız var? Ve tüm dünyadaki akrabalarınız, sizi gerçekten sevselerdi size yakın bir yere yerleşmezler miydi ? Ortalama bir aile böylece yılda 4 ton CO2'in atmosfere karışmasını engellemiş olur.
Çok parlak ışıkları söndürün: Gerçekten onlara ihtiyacınız yoksa lütfen onları kapatın. Zira onlar çok fazla enerji tüketirler. Eğer karanlıktan korkuyorsanız, inanın hayaletler gerçek değil. Ortalama bir aile böylece yılda 4 ton CO2'in atmosfere karışmasını engellemiş olur.
Duşu kullanın: Duşlar banyo yapmanız için yeterli olan suyun yarısını harcarlar ve banyo için gerekli olan suyun ısıtılmasından daha az enerji gerektirirler. Ortalama bir aile böylece yılda 4 ton CO2'in atmosfere karışmasını engellemiş olur ve iyi bir para tasarrufu yapmış olur.
Daha verimli ampul kullanın: Düşük enerji ampulleri size gereken ışığı verdikleri gibi 3 kat daha az güç harcarlar. Eğer ki bir gece kulübünde yaşamıyorsanız, tüm ampullerinizi değiştirin.Ortalama bir aile böylece yılda 200 kg CO2'in atmosfere karışmasını engellemiş olur.
Dondurucularınızı sızdırmaz hale getirin: Dondurucular çok iyi sızdırmazlık sağlandığında en yüksek verimde çalışırlar, bu sayede havayı dondurmak için yoğun bir şekilde çalışmak zorunda kalmazlar.Ortalama bir aile böylece bir miktar CO2'in atmosfere karışmasını engellemiş olur.
Arabanızı olabildiğince az kullanın: Yürüyün, ata binin, koşun, paten kayın, toplu taşıma araçları kullanın yada en kötüsü otostop yapın. Her ne durumda olursa olsun aracınızı kullanmamaya çalışın Ortalama bir aile böylece fazlasıyla CO2'in atmosfere karışmasını engellemiş olur.
Evinizin ısısını havaya atmayın: Evinizin çatı arasını, duvarlarını, sıcak su hatlarını ve kazanı ısı kaçağına karşı izole edin. Kapı pencere ve çerçevelerinizi hava kaçaklarına karşı kontrol edin. Evinizi ılık tutun, sıcak değil ve böylece gezegenimizi biraz daha soğutmuş olursunuz. Ortalama bir aile böylece yılda 3.8 ton CO2'in atmosfere karışmasını engellemiş olur ve iyi bir para tasarrufu yapmış olur.
Çamaşır yıkama sıcaklığını düşürün: Kıyafetlerinizi 40-60 derecede yıkayacağınız yerde 30 derecede yıkayın. Makineniz daha az enerji kullanmış olur ve elbiseleriniz hala parlayan beyaz renklerde kalır. Ortalama bir aile böylece yılda 90 kg CO2'in atmosfere karışmasını engellemiş olur.
Yiyeceklerinizi kendi bölgenizden temin edin: Yakın çevrenizdeki yiyeceklerle beslenin, dünyanın bir ucundakilerle değil, sadece çevrenizdeki yiyecekleri yemekle ölmezsiniz. Böyle bu yiyecekler dünyanın diğer uçlarından uçaklarla size taşınmaz. Ortalama bir aile böylece yılda 4 ton CO2'in atmosfere karışmasını engellemiş olur ve iyi bir para tasarrufu yapmış olur.

SERA GAZLARININ TANITIMI

Karbondioksit
Bu gaz, fosil yakıtların (petrol ve türevleri, kömürlerin ve doğal gazın) sanayide kullanılması sonucunda oluşarak atmosfere karışmaktadır. Atmosfere karışan karbondioksidin %80 – 85’i fosil yakıtlardan, %15-20’si de canlıların solunumundan ve mikroskobik canlıların organik maddeleri ayrıştırmasından kaynaklanmaktadır (Mitscherlich 1995). Bu nedenle sanayileşme devriminden önce atmosferdeki toplam karbondioksit miktarı 600 milyar ton tahmin edildiği halde, bugün bu miktarın yaklaşık 750 milyar tona çıktığı bildirilmektedir (Houghton et al. 1994’e göre Kadıoğlu 2001). Bir yandan fosil yakıt kullanımının hızla artışı, öte yandan fotosentez için tonlarca karbondioksit harcayan ormanların ve bitkisel planktonların tahribi, atmosferdeki karbondioksit miktarını son 160 bin yılın en yüksek düzeyine ulaştırmıştır. Yapılan ölçmeler, bu artışın devam ettiğini göstermektedir. Hawaii, Mauna Loa istasyonu ölçme sonuçlarına göre atmosferdeki karbondioksidin sürekli artışı (Mitscherlich 1995, Flavin and Dunn 1998) Bilim insanlarının son zamanlarda geliştirdikleri matematiksel bilgisayar modellere göre, CO2 yoğunluğunun iki katına çıkması halinde küresel sıcaklığın 3°С artacağı hesaplanmıştır. Bu sonuç, karbondioksitin küresel ısınmadaki etki derecesinin ne kadar yüksek olduğu konusunda bir fikir vermektedir. Gerçekten sera gazları içinde karbondioksit, küresel ısınmada % 50 paya sahiptir. Bunun nedeni, hem miktarının çok hem de karbondioksit moleküllerinin atmosferdeki ömrünün 50 – 100 yıl gibi çok uzun olmasıdır. O nedenle küresel ısınmaya karşı alınacak önlemlerin başında karbondioksit salınımının azaltılması gelmekte ve bu hususta uluslar arası düzeyde olağanüstü çabalar harcanmaktadır.
Metan
Bu gaz organik artıkların oksijensiz ortamda ayrışması (anaerobik ayrışma) sonucunda meydana gelmektedir. Başlıca kaynakları pirinç tarlaları, çiftlik gübreleri, çöp yığınları ve bataklıklardır. Metan moleküllerinin ömrünün ve miktarının az olması nedeniyle, küresel ısınmadaki etki payı % 13 kadardır.
Azot Oksitleri
Bu sera gazının kaynakları egzoz gazları, fosil yakıtlar ve organik maddelerdir. Küresel ısınmadaki payı % 5’dir. Kloroflourkarbon Gazları (CFC-H) Bu sera gazları için doğal kaynak yoktur. Spreylerdeki püskürtücü gazlar, soğutucu aletlerde kullanılan gazlar, bilgisayar temizleyiciler, bu gazların başlıca yapay kaynaklarıdır. Küresel ısınmadaki payları % 22 oranındadır.
Ozon
Yeryüzüne yakın atmosfer tabakalarındaki ozon’un başlıca kaynağı, egzoz gazlarının 2/3’ünü oluşturan azotoksitlerin ultraviyole ışınları ile fizikoşimik reaksiyona girmesidir. Bu reaksiyon sonucunda bol miktarda ozon meydana gelir ve atmosferde birikir. Yalnız, bu gazın oluşumu egzoz gazlarına ve güneşin ışınlarına bağlı olduğu için (geceleri üretilmez) miktarı çok değildir. Küresel ısınmadaki sera etkisi % 7 kadardır.
Su Buharı
Küresel ısınmada sera etkisi bakımından en başta gelir. Ancak yeryüzüne yakın atmosfer içindeki miktarı çok nadir hallerde yükselir. Bol miktarda bulunduğu atmosfer katmanı genellikle bulutların oluştuğu yükseklerdeki atmosfer tabakalarındadır. O nedenle daha çok güneşten gelen ışınları tutmada ve yükseklere yansıtmada (albedo) etkilidir. Buraya kadar yapılan açıklamalardan anlaşılacağı üzere, küresel ısınmanın temel nedeni, bol fosil yakıt kullanılmasıyla atmosfere salınan karbondioksit miktarının çok yüksek miktarlara ulaşmasıdır. Miktar ve atmosferde kalma süresinin çok yüksek olması nedeniyle küresel ısınmada, sera gazları içindeki etki payı da çok yüksek olmaktadır (%50).

KÜRESEL ISINMANIN KANITLARI

Küresel ısınma olayı, genellikle fosil yakıt kullanımından meydana gelen yoğun karbondioksit emisyonu (salınımı) ile özdeşleşmiş bulunmaktadır. Atmosferdeki karbondioksit artışına koşut olarak hava sıcaklığının 1860 yılından beri artışı (Mitscherlich 1995). Bu nedenle, böyle bir olayın varlığını kabul etme ve zararlarının önlenmesi, fosil yakıt kullanımının kısıtlanması anlamına gelecektir. Bu ise, özellikle sanayileşmiş ülkeler ekonomisi için çok yönlü olumsuz sonuçlar doğuracağından, bu ülkeler uzun süre küresel ısınma olayını inkâr etmişlerdir. Daha sonraları, bilim insanlarının ortaya koydukları kanıtlarla, böyle bir ısınma sürecinin başladığını kabul etmişler ancak, nedeninin fosil yakıt olmadığına ait çeşitli savlar ortaya atmışlardır. Bu ekolojik afetin önüne geçmek için uğraş veren bilim insanları, söz konusu bu savların doğru olmadığını somut örneklerle kanıtlamaya çalışmışlardır. Bunların başlıcaları aşağıda verilmiştir. · Son yüzyılın en sıcak yazları son 10 – 15 yıl içinde yaşanmıştır. Örneğin 1990’lı yılların dört yılı içinde ölçülen sıcaklıklar (1991, 1994, 1995 ve 1998) meteoroloji ölçmelerinin yapıldığı 1860 – 1996 yılları arasında ölçülen sıcaklıkların en yüksek değerlerine sahiptir. 1998 yılında, son 1400 yılın en sıcak yılı yaşanmıştır (Kadıoğlu 2004). Son 15 – 20 yılda ölçülen küresel sıcaklıkların ortalaması ise, çeşitli özel yöntemlerle belirlenen son 600 yılın en yüksek sıcaklık ortalaması olarak hesaplanmıştır. · Küresel ısınmanın çok önemli başka bir kanıtı da kutuplarda ve yüksek dağlarda (Alpler, Himalayalar gibi) buzulların erimeye başlamış olmasıdır.
Amerikan Kar ve Buz Verileri Merkezi (NSIDC) ölçümlerine göre, küresel ısınma ile ilgili şu sonuçlar ortaya çıkmaktadır (Hürriyet Gazetesi, Dış Haberler Servisi, 20.03.2002):
1) Antarktika’da son 50 yıl içinde hava sıcaklığı 2,5˚C artmış ve 7 dev buzul kitlesinin alanı, 1974 yılından bu yana 13500 kilometrekare daralmıştır.
2) Yaklaşık 12 bin yıllık olduğu tahmin edilen 3250 kilometrekarelik, 200 metre derinliğinde, 750 milyon ton ağırlığında buz kütlesi ana parçadan ayrılmış ve binlerce
aysberge bölünmüştür.
3) Larsen-B buzulu, son 5 yılda 5700 kilometrekarelik bölümünü kaybetmiştir.
· İzlanda Üniversitesi profesörlerinden Helgi Björnson, yaptığı araştırmalara dayanarak, İzlanda’nın % 8’ini kaplayan ve kutuplar dışındaki en büyük buzul olan Vatna dev buzulunun, 1930 yılından bu yana en yüksek erime hızına eriştiğini ve küresel ısınmanın böyle devam etmesi halinde, bu dev buzulun 100 yıl sonra yok olacağını ve bütün İzlanda’nın
sular altında kalacağını, Ocak 2002 yılında bildirmiştir.
· Güney Kutbu’ndaki Thwaites büyük buzulundan 3400 kilometre karelik (Mayorka Adası kadar) buz kütlesi kopmuştur (22.03.2002). Bu haber “Güney Kutbu eriyor” başlığını taşıyordu (Cumhuriyet Gazetesi 22.03.2002).

Nesli Tükenen Canlılar Türkiye'de Çoğalıyor

Küresel ısınma ve yaşam ortamlarını insanların tahrip etmesi nedeniyle nesilleri tükenme tehdidiyle karşı karşıya olan sürüngen türleri, anavatanlarından getirildikleri Antalya'nın Kemer ilçesi yakınlarındaki Eko park'ta çoğalıyor.
Yavrular, vahşi doğada mücadele edebilecek kabiliyete ulaştırıldıktan sonra anavatanlarına gönderilerek, yaşam alanlarına bırakılıyor.

Dünyada ve Türkiye'de soyları tükenmekte olan on binlerce bitki ve hayvan türünün anısına Antalya'nın Kemer ilçesine bağlı Tekir ova beldesinde 12 yıllık mücadele sonucu kurulan Eko park, canlı türleri için yeni bir umut oldu.

Parkın kurulduğu 50 dönüm arazi, çok sayıda şifalı bitki, kaktüs aileleri ve egzotik ağaçlardan oluşan flora dokusu, çok çeşitli yılan, iguana, dev kertenkele, kaplumbağa ve amfibi türlerine doğal yaşam alanı oluşturuyor.

Küresel ısınma ve insanların doğadaki tahribatı nedeniyle nesilleri tükenme tehdidiyle karşı karşıya olan dünyanın her kıtasından sürüngen türleri, anavatanlarından getirildikleri Eko park'ta çoğalıyor.

Yavrular, vahşi doğada yaşam mücadelesi verebilecek kabiliyete ulaştırıldıktan sonra anavatanlarına gönderilerek, yaşam alanlarına bırakılıyor.

Afrika'da hala bazı kabilelerin tanrı olarak kabul ettiği kara mamba, Mısır'ın ünlü kraliçesi Cleopatra'nın intihar etmek için kullandığı mayahaya kobrası, 180 kilo ağırlığındaki boğa yılanı ve Güney Amerika'nın en güzel canlısı olarak kabul edilen iguanaların bulunduğu eko park, nesilleri tükenmekte olan 30 safkan timsahı ağırlamaya hazırlanıyor.


Tanzanya Hükümetinden 127 Silahlı Asker
Eko park'ın işletmecisi Selami Tomruk, her biri 750-950 kilogram ağırlığındaki timsahları Türkiye'ye getirmek, üremelerini sağlamak ve yavrularını yeniden Nil deltasına bırakmak için Tanzanya hükümetinden özel izin aldığını söyledi.

Tanzanya hükümetinin bu izinle birlikte timsahları Nil deltasında güvenli şekilde yakalayabilmek için kendisine 127 silahlı asker, 70 işçi ve 40 araba tahsis ettiğini belirten Tomruk, Avrupa'da çalışan 42 kişilik doğa bilimciden oluşan ekibiyle konuklarını almaya gideceklerini söyledi.

Bu timsahların doğal dokunun bozulması nedeniyle geçen yıl acilen tüm dünyada koruma altına alındıklarını bildiren Tomruk, timsahların bir ülkeden diğerine taşınmalarının bile yasak olduğunu kaydetti.

Tomruk, insanları yiyen timsahların bile ülkelerce koruma altında tutulduklarını ve bu canlılara zarar verenlerin hapis cezasına çarptırıldıklarını söyledi.

Kişi başına yıllık gelirin 50 doların altında olduğu Tanzanya'da hükümetin birçok uluslararası kuruluştan izin alarak kendilerine şartlı ayrıcalık tanıdığını belirten Tomruk, "Tanzanya hükümeti o fakir haliyle bize büyük bir iyilik yaptı ve olağanüstü destek verdi. Benim ülkemde hala yok olan nesillere Tanzanya kadar önem verilmiyor" dedi.

Vahşi Hayata Sürdürülebilirliği İçin Sponsor Arayışı
Timsahların Türkiye'ye gelebilmesi için 2.5 milyon dolara ihtiyaçları olduğunu ifade eden Selami Tomruk, bunun 1.5 milyon doları için sponsor aradıklarını söyledi.

Vahşi hayatın sürdürülebilirliğine katkının yanı sıra bu timsahların Türkiye'ye gelmesinin inanılmaz bir tanıtım olacağını kaydeden Tomruk, 200 bin yıldan bu yana en az evrim geçiren bu dev sürüngenler için 10 dönüm yaşam alanı hazırladıklarını söyledi.

Tomruk, Nil'de yakalayacakları timsahların kan analizlerini yaptıktan sonra safkan olan 30 tanesini yerli kabilelerin düzenleyecekleri törenlerin ardından 1200 kilometrelik yolculukla en yakın hava alanına götüreceklerini ve Belçika Havayolları ile Türkiye'ye getireceklerini bildirdi.

Dünyada küresel ısınma nedeniyle tatlı suların debilerinin düştüğünü ve susuz kalan timsahların birçoğunun göç yollarında öldüğünü belirten Tomruk, bu hayvanların Eko park'ta oluşturulacak doğal yaşam alanlarında çoğalacaklarını kaydetti.

Tomruk, vahşi hayatta var olabilme mücadelesi kazandıracakları yavru timsahları belirli bir yaşa geldiklerinde Tanzanya'ya göndererek Nil'e bırakacaklarını söyledi.


Heyecanlı Bekleyiş
Tanzanya, Malezya, Burma'da yaşayan piton molurus albino cinsi yılanların da birinci derecede koruma altında olduğunu ifade eden Tomruk, bu hayvanların yaşam alanlarında insan tahribatı nedeniyle her 100 yumurtalarından sadece birinin yaşama şansı olduğunu kaydetti.

Tomruk, Ekopark'ta bu nedenle yarattıkları doğal yaşam alanına 100 yumurta bırakan piton molirus albinonun 90 yavrusunun yaşayacağına inandıklarını belirtti.

Nesli tükenmekte olan bu cins pitonun yumurtadan çıkacak yavrularının, belirli bir yaşa gelince anavatanlarına gönderilerek doğaya bırakılacaklarını ifade eden Tomruk, heyecan içinde yavruların yumurtalardan çıkmasını beklediklerini kaydetti.

Yurtdışından Araştırma İçin Geliyor
Eko park'ın bir enstitü gibi çalıştığını bildiren Selami Tomruk, yurtdışından birçok biyoloji ve ekoloji öğrencisinin tez çalışmaları için burada eğitim aldıklarını söyledi.

Eko pak'ın 14 öğrenci barındırma kapasitesine sahip olduğunu belirten Tomruk, bu yıl dünyanın çeşitli ülkelerinden 14 profesör ile 127 öğrencinin kendilerine müracaat ettiğini kaydetti. Selami Tomruk, ekonomik zorluklar nedeniyle bu müracaatları üzülerek kabul edemediklerini belirterek, yurt dışındaki ilgiye karşın Türkiye'de destek alamamaktan yakındı.

Finlandiyalı ekoloji öğrencisi Jaana Oikarinen de, Antalya'daki endemik bitki türleri üzerine tez hazırladığını söyledi. Oikarinen, zengin yapısı nedeniyle üniversitesinin kendisini Eko park'a gönderdiğini ve üç ay boyunca burada araştırma yapacağını kaydetti.
Kaynak: Cnnturk

Gürültü Kirliliği

“Gürültü Kirliliği” denince, “insanlarda sağlık bakımından geçici bir zaman için veya sürekli olarak zarar meydana getiren sesler” anlaşılır. Gürültü kirliliği yaratan başlıca kaynaklar şunlardır: ulaşım araçları, sanayi kuruluşları, sosyal donatım, eğlence araçları. Gürültü insanların sinir sistemlerinden, kan dolaşım sistemlerine ve kas gerilimleri ne kadar çok çeşitli zararlar meydana getirir. Gürültü zararlarına karşı teknik ve biyolojik önlemler alınabilir. Bunlar tamamen özel konular olduğundan ayrıntıya girilmeyecektir. Buraya kadar, çeşitli çevre kirliliği olayları özet olarak açıklanmaya çalışılmıştır.

Radyoaktif Kirlenme

Nükleer enerji santralleri, nükleer silâh üreten fabrikalar , radyoaktif madde artıkları radyoaktif kirlenme yaratan başlıca kaynaklardır. Radyoaktif maddeler yaymış oldukları elektronla hava, su, toprak ve bitkilere zarar verir. Radyoaktif maddeye sahip (radyasyonlu) hayvansal ürünler (et, balık, süt, vb.) ve bitkiler, bu zararlı maddeyi besin zinciri ile insanlara ve diğer canlılara taşır. Bunun sonucunda bağışıklık mekanizmasını felce uğratmak, organları zedelemek gibi tedavisi olanak dışı olan hastalıklar meydana getirirler.

Toprak Kirliliği

“Toprağın verim gücünü düşürecek, optimum toprak özelliklerini bozacak her türlü teknik ve ekolojik baskılar ve olaylar”, toprak kirliliği veya toprak kirlenmesi olarak nitelenir. Toprak kirlenmesi, hava ve suları kirleten maddeler tarafından meydana getirilir. Örneğin, kükürt dioksit oranı yüksek olan bir atmosfer tabakasından geçen yağmur damlacıkları “asit yağışları” halinde toprağa gelir.

Toprak içine giren bu asitli sular ağaç köklerini, bitkisel ve hayvansal toprak canlılarını zarara uğratır. Toprağın reaksiyonunu etkileyerek besin maddesi dengesini bozar, taban sularını içilmez hale getirir. Aynı şekilde çöp yığınlarından toprağa sızan sular, kirli sulama suları, gübre çözeltileri, radyoaktif maddeler, uçucu küller, toprağı kirleten madde ve kaynaklardır. Toprak kirliliğini önlemek için çok çeşitli teknik, ekolojik ve hukuksal önlemler alınır.

Su Kirliliği

Su kirliliği, istenmeyen zararlı maddelerin, suyun niteliğini ölçülebilecek oranda bozmalarını sağlayacak miktar ve yoğunlukta suya karışma olayıdır. Konutlar, endüstri kuruluşları, termik santraller, gübreler, kimyasal mücadele ilaçları,tarımsal sanayi atık suları, nükleer santrallerden çıkan sıcak sular ve toprak erozyonu gibi süreçler ve maddeler su kirliliğini meydana getiren başlıca kaynaklardır. Bunların hepsi doğrudan doğruya veya dolaylı olarak canlı ve cansız varlıklara zarar vermektedir.

Suların kirlenmesine karşı alınabilecek önlemler iki grupta toplanabilir:
1-Su kullanımında tasarruf sağlayacak önlemler (ev idaresi, tarımsal sulama,sanayide su kullanımı vb.).
2-Suları temizleyen teknik önlemler. Birinci gruba giren önlemler, atık kirli su miktarını azaltmayı öngörmektedir. Teknik önlemler ise, suyun kirlenmesini ve kirlenmiş suların arıtılmasını sağlarlar.

Hava Kirliliği

Atmosferde toz, duman, gaz, koku ve saf olmayan su buharı şeklinde bulunabilecek kirleticilerin, insanlar ve diğer canlılar ile eşyaya zarar verebilecek miktarlara yükselmesi,“Hava Kirliliği” olarak nitelenmektedir. Havayı kirleten maddelerin sınır değerleri (havada zararlı olmayacak derecedeki en yüksek değerleri), her ülkenin ilgili kuruluşları tarafından yönetmeliklerle belirlenir. Kirletici maddelerin niteliğine göre, canlılara vereceği zarar şekil ve dereceleri de değişir. Hava kirliliğine karşı alınabilecek önlemler, kirlilik kaynağına göre (fabrika, termik santral, konutlar, taşıt araçları) çok çeşitlidir.

Bu önlemler başta eğitim alınmak üzere teknik, hukuksal önlemler olmak üzere başlıca 3 grupta toplanabilir.

Cevre Kirliliği Nedir?

Çevre kirliliği veya kirlenmesi şu şekilde tanımlanmaktadır: Bütün canlıların sağlığını olumsuz yönde etkileyen, cansız çevre öğeleri üzerinde yapısal zararlar meydana getiren ve niteliklerini bozan yabancı maddelerin; hava, su ve toprağa yoğun bir şekilde karışması olayıdır. Veya “Çevre kirliliği, ekosistemlerde doğal dengeyi bozan ve insanlardan kaynaklanan ekolojik zararlardır.”
Çevre Kirliliğinin Nedenleri Çeşitli kaynaklardan çıkan katı, sıvı ve gaz halindeki kirletici maddelerin hava, su ve toprakta yüksek oranda birikmesi ile çevre kirliliği meydana gelmektedir.

Başlıca kirlilik çeşitleri ise şunlardır: Hava kirliliği, su kirliliği, toprak kirliliği, gürültü kirliliği ve radyoaktif kirlilik.

Cevre Nedir?

Çevre; insanların ve diğer canlıların yaşamları boyunca ilişkilerini sürdürdükleri ve karşılıklı olarak etkileşim içinde bulundukları fiziki, biyolojik, sosyal, ekonomik ve kültürel ortamdır. Bir başka ifade ile çevre, bir organizmanın var olduğu ortam yada şartlardır ve yeryüzünde ilk canlı ile birlikte var olmuştur.

Sağlıklı bir yaşamın sürdürülmesi ancak sağlıklı bir çevre ile mümkündür. Bir ilişkiler sistemi olan çevrenin bozulması ve çevre sorunlarının ortaya çıkması, genellikle insan kaynaklı etkenlerin doğal dengeleri bozmasıyla başlamıştır. İnsan yaşamı çeşitli dengeler üzerine kurulmuştur. İnsanın çevresiyle oluşturduğu doğal dengeyi meydana getiren zincirin halkalarında meydana gelen kopmalar, zincirin tümünü etkileyip, bu dengenin bozulmasına sebep olmakta ve çevre sorunlarını oluşturmaktadır. İnsanların çevre açısından karşı karşıya kaldığı başlıca problemler şöyle özetlenebilir:


  1. Hava, su ve topraklarımızın her geçen gün artan oranlarda kirlenmesi ve önemli bir kısmının kullanılamaz hale gelmesi,
  2. Özellikle Büyükşehir ve sanayi bölgelerinin çevre kirliliği sebebiyle yaşanamaz hale gelmesi,
  3. Ozon tabakasının delinmesi,
  4. Yerkürenin giderek ısınması,
  5. Kanser ve benzeri hastalıkların artması,
  6. Doğal kaynakların hızla tüketilmesi.